Birçok yerde karşımıza çıkan, insanların sürekli birbirinden yapmasını istediği, nasıl yapıldığının bilmediği ancak öğrenilebilen , aslında insanların en çok ihtiyacı olan ve açıklaması kolay olmayan çok değerli bir konudur “Empati”.

Albert Bandura; bireyin davranışları sadece pekiştirme yoluyla biçimlendirilerek ya da zincirleme yoluyla değil bilişsel, davranışsal ve çevre faktörlerinin karşılıklı etkileşimiyle oluştuğunu söyler. Dolayısı ile kişiler öğrenirken hep bir iletişim halindedirler. Duygusal ilişkilerde iletişim en temel özelliklerden biridir ve çeşitli yöntemlerle bilgi alışverişi yapmamıza olanak tanıyan bir süreçtir. İletişim becerilerinin içinde empati kurabilme ise önemli bir yer tutmaktadır. Empati, çok önceki yıllarda doğuştan sahip olunduğu varsayılan ancak günümüzde öğrenilebilen ( Bandura’nın sosyal öğrenme kuramında olduğu gibi ) bir beceri olduğu ifade edilen bir kavramdır.( akt, Özerkan, 2007) Empatik eğilim ise; bilişsel empati ve duygusal empati olmak üzere iki boyutta ele alınmaktadır. Empatinin bilişsel boyutu diğer kişinin duygusunun anlaşılmasına işaret etmektedir ancak; bu boyutta kişinin diğer kişiyi anladığını paylaşması gerekli değildir. En basit düzeyde diğer kişinin duygusal durumunu doğru olarak değerlendirme, daha karmaşık düzeyde ise olayları diğerinin bakış açısından değerlendirebilme anlamına gelen bilişsel empati, bireylerin sosyal işlevselliğinde etkili olmaktadır. Empatinin duygusal boyutu, diğer kişinin yaşadığı duyguyu hissedebilme ve diğerinin duygusal durumuna en uygun tepkiyi verebilme anlamına gelmektedir. Duygusal empati, bireylerin ailelerine, arkadaşlarına ve yabancılara karşı fedakarca davranışlarda bulunması için bireyleri güdülerken ahlaki gelişim açısından da oldukça önemlidir. Hatta duygusal empatinin şiddetin bastırılmasında anahtar bir mekanizma olabileceği açıklamaları da literatürde yer almaktadır. Smith; bilişsel empatiden farklı olarak, bir günlük bebeklerin bile duygusal empati duyarlılığına sahip olduğu bilinmekte olduğunu söyler. Hoffman’a (1978) göre ise; empatinin bilişsel, duygusal ve güdüsel (motivasyonel) olmak üzere üç bileşeni vardır. Bazı araştırmacılar empati- nin bilişsel yönünü, bazıları ise duygusal yönünü vurgulamaktadır. Fakat çoğunluğun üzerinde uzlaştığı görüş, empatinin bilişsel ve duygusal bileşenlerden oluştuğu yolundadır. (akt, Kaya ve Siyez, 2010)
Levine; çoğu insanın empatiyi bir karakter özelliği olarak düşündüğünü, gerçekte ise empatinin okullarda öğretilebilecek ve öğretilmesi gereken bir sosyal beceri olduğunu belirtmektedir. Plomin ise; eş ikizlerin empatik tepkilerde eş ikiz olmayanlara göre daha fazla benzer empatik tepkiler gösterdiklerini belirterek empatinin genetik ile ilgili olduğunu öne sürmektedir. (akt, Pala, 2006)

Empatinin geçmişten bugüne farklı şekillerde tanımı ve açıklaması yapılmıştır. Freud, empatiyi başkasının ruhsal yaşamını kavramak değil, başka birisinin deneyimleriyle düşünmek, araştırmak ve bulmak olarak tanımlarken, (Akt: Akbay ve Baysal, 1994), Adler; başkasının gözüyle görebilmek başkasının kulakları ile duyabilmek, başkasının kalbiyle hissedebilmek olarak tanımlamıştır. Empatiyi diğer kişinin öznel dünyasına etkin olarak girmek olarak tanımlayan Moreno ise empatik davranan kişinin diğer insanın da gerçeğini kavradığını, aynı zamanda kendi bilinç alanının kapsamını da genişlettiğini ifade etmiştir. Böylece çoğu kez var olan durumu çabuk sezip anlama ve uyum sağlama olanağı sağlanmaktadır. (Akt: Mutlu, Şentürk, Zorba, 2014)

Başka insanların rolüne girerek onları empatik olarak temsil etme, temsil eden kişinin empati yeteneğini artırmaktadır. Rogers’a göre empati; kişinin kendini karşısındaki kişinin yerine koyarak, onun duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, onun hissettiklerini hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecidir. (akt: Dökmen 1988). İckes’e göre; empati, bazen herhangi bir çabaya gerek duyulmadan kendiliğinden kişi, karşısındakinin dünyasını deneyimlemeye başlar. Buna “otomatik empati” adı verilmektedir. Zihinsel çabayı ve bilişsel kapasitenin yeterli olmasını gerektiren anlama çabasına “kontrollü empati” adı verilir. Kontrollü empati, diğer kişinin zihinsel dünyasındaki değişiklikleri yansıtmayı gerektirir. Stebnicki’ye göre empati; “kültürel ve sosyal faktörler ( cinsiyet, ırk, kültürel farklılıklar ) duyguların nasıl ifade edileceği üzerinde bir etkiye sahiptir.” Katz’a göre ise; “bir insanın kendine yabancı olan insana karşı empati kurması zordur.” (akt, Özbek 2004); Sosyal psikoloji alanındaki araştırmalarda empati kurmada başarısızlığın nedenleri arasında oluşan durumlara etnik merkezcilik olarak bakmak da yer almaktadır. Çünkü empati kurmak zahmetlidir ve bir insan diğer insanın dünyasından bakmaya başladığında, her şey farklı görünür. Daha önce gördüklerimiz tam tersi görünmeye başlar ve/veya görünen şeyler görünmez olur.

Empati, kişiler arası iletişimin en vazgeçilmez unsurlarından biridir. Empati; kişinin kendini karşısındaki kişinin yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışması ve anladığını karşı tarafa “seni anlıyorum” mesajı halinde iletmesidir. Empatinin üç unsuru vardır; “kendimizi karışımızdaki kişinin yerine koymak”, “karşımızdakini anlamaya çalışmak” ve “karşımızdakini anladığımızı karşı tarafa bildirmek veya hissettirmek”. Bunları yaparken aslında kendimizi de iyi hissettiğimiz bir süreci yaşamaya başlarız. Çünkü, empati bizim psikolojik, bilişsel ve ahlaki sürecimizi geliştiren bir beceridir. Karşımızdaki kişiyle ilgilenmek, ona anladığımızı, dinlediğimizi göstermek, bize daha çok açılmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla yanlış anladığımız bir durum var ise ve/veya karşımızdaki hakkında yanlış edindiğimiz bir kanı, bunları düzeltme ve karşımızdakine bir şans daha verme şansı yaratacaktır. Samimiyetle birlikte güven duygusunu da geliştirecektir. İlişkilerde iletişimin güçlenmesini sağladığı gibi çatışmanın da ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır. İletişimin güçlü olması ise özel ve genel yaşantımızda başarılı olmamıza katkı sağlayacaktır. Empatinin, sabır ile yapılması gerekmektedir. Çünkü empati ruhsal, duygusal ve zihinsel bir disiplindir.
Erken (2009) tarafından empati becerisinin ahlaki davranışlar üzerindeki etkisini ortaya çıkarmak amacıyla 5. sınıfta okumaya devam eden 260 öğrenci üzerinde yapılan araştırma sonucunda öğrencilerin empati beceri düzeyleri ile ahlaki davranış düzeyleri ve alt boyut düzeyleri arasında anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Kişilerin davranışları empati düzeyine göre değişkenlik gösterir ve bu nedenle çok önemlidir. Miller ve de Haar, empati düzeyi yüksek çocukların bir yaşından itibaren duygusal tepkilerinin, kendi kendilerini kontrol kapasitelerinin ve içsel bir motivasyon ile özgeci bir davranış sergileme seviyelerinin empati düzeyi düşük olanlara göre daha yüksek olduğunu bulmuştur. Benzer biçimde empati düzeyi yüksek olan kişilerin toplum yanlısı ve özgeci davranışa empati düzeyi düşük olanlara kıyasla daha yatkın olduğu görülmektedir. Empati düzeyinin sıralanan davranışlar dışında saldırgan ve anti-sosyal davranışlarla da ilgilidir. Empati saldırgan ve anti-sosyal davranışların azaltılmasına yardımcı olur ve empati ile saldırganlık ve zorbalık arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Benzer biçimde, empati düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde kadınlar ve erkekler arasında kadınların empati düzeyinin daha yüksek olduğu konusunda alan yazında bir uzlaşmaya varıldığı görülmektedir. (akt, Topcu, Erdur-Baker ve Çapa-Aydın, 2010)
Sonuç olarak, empatik olmak aslında bir gerekliliktir ve bu öğrenilebilmektedir. Biz koçların olmazsa olmaz becerilerinden biridir. Koç olan ve olmak isteyen kişiler ile empati becerisini kullanarak mesleğini icra eden diğer meslek sahipleri bunu bilmek ve geliştirmek zorundadır. Aslında tüm insanların buna ihtiyacı vardır ve bunu öğrenmek, bilmek ve geliştirmek demek, birbirini daha iyi anlamak yani, çok daha sağlıklı bir iletişim demektir.

 

SELMA AKÇAKAYA
Meslek Belgeli Profesyonel Koç
Eğitim Yazar
21 Ocak 2019

 

 

KAYNAKÇA

Pala, A. (2008). Öğretmen adaylarının empati kurma düzeyleri üzerine bir araştırma Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi (1)23,13-23
Topçu Ç., Baker Ö. ve Aydın Y.(2010). Temel Empati Ölçeği Türkçe Uyarlaması: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi. (4)34,174-182
Mutlu, T,, Şentürk, H. ve Zorba, E. (2014). Üniversite öğrencisi tenisçilerde empatik eğilim ve iletişim becerisi. International Journal of Science Culture and Sport (1), 129-137
Kışlak, Ş. ve Çabukça, F. (2002). Empati ve demografik değişkenlerin evlilik uyumu ile ilişkisi. Aile ve Toplum (2)5
Alver, B. (2005). Psikolojik danışma ve rehberlik eğitimi alan öğrencilerin empatik beceri ve karar verme stratejilerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi. SBE Dergisi (14), 19-34
Doğan, H., Üngüren, E. ve Algür, S. (2010). Öfke ve empati ilişkisine yönelik otel zincirinde bir araştırma. Ç.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (19)3, 277-298
Ekinci, Ö. ve Aybek, B. (2010). Öğretmen adaylarının empatik ve eleştirel düşünme eğilimlerinin incelenmesi. Elementary Education Online, (9)2, 816-827
Yılmaz, K. ve Koca, F. (2012). Tarihsel empati üzerine nitel bir araştırma: Tarih öğretmenlerinin algı, görüş ve deneyimlerinin incelenmesi. Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. (11)3, 855-879
Yıldırım, A. (2005). Kişilerin empatik eğilimleri ile boşanma arasındaki ilişkinin incelenmesi M.Ü. Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi. (22), 233-242
Erken, M. (2009). Empati Becerisinin Ahlaki Davranışlar Üzerine Etkisi Yüksek Lisans Tezi. Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sakarya.
Özerkan, E. (2007). Öğretmenlerin Öz-yeterlik Algıları ile Öğrencilerin Sosyal Bilgiler Benlik Kavramları Arasındaki İlişki Yüksek Lisans Tezi Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Edirne.
Ercan, H. (2008). Genç Yetişkinlerin Aşk Biçemleri ve Benlik Tipleri. Doktora Tezi. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Ercan, H. (2016). Üniversite öğrencilerinin aşk stillerinin demografik değişkenler ve ana babaya bağlanma ile ilişkisi. Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi, (7)1, 25-37
Kılıç, L.K. ve Eyüp, B.(2011). İlköğretm Türkçe ders kitaplarında ortaya çıkan toplumsal cinsiyet roller üzerine bir inceleme. ODÜ Sosyal Bilimler EnstitüsüSosyal Bilimler Aratırmaları Dergisi, (2)3
Özaydınlı, K. (2014). Toplumsal cinsiyet temelinde Türkiye’de kadın ve eğitim. Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, (14)33, 93-112
Atak, H. Ve Taştan, N.(2012). Romantik ilişkiler ve aşk. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 4(4),520-546
Özbek, M.(2004). Toplumsal yaşamda empati. Akademik Bakış, (1),1-16
Açıkel, M. (2013). Üniversite Öğrencilerinin Aşk Biçimleri ve Kişilik Özellikleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara
Özgen, B.ve Aytaç, S.(2013). Üniversite Öğrencilerinin Toplumsal Cinsiyet Rollerine İlişkin Tutumları Ve Yaşam Değerleri İlişkisi. Sosyoloji Konferansları, 48 (2013-2) / 1-18
Beştav, F. (2007). Romantik İlişki Doyumu ile Cinsiyet, Bağlanma Stilleri, Rasyonel Olmayan İnançlar ve Aşka İlişkin Tutumlar Arasındaki İlişkilerin İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Kaya, A. ve Siyez, D. (2010). KA-Sİ çocuk ve ergenler için empatik eğilim ölçeği: geliştirilmesi geçerlik ve güvenirlik çalışması. Eğitim ve Bilim, Cilt 35, Sayı 156